İş Kazası Tespiti Davası

iş kazası tespiti davası
iş kazası tespiti davası
Kategori : Makaleler

İş kazası tespiti davası, iş yerinde ya da işin yürütümü sırasında meydana gelen olayın hukuken iş kazası olarak kabul edilmediği durumlarda büyük önem taşır. Özellikle işverenin olayı SGK’ya eksik bildirmesi, hiç bildirmemesi ya da olayın iş kazası niteliğinin tartışmalı hâle gelmesi durumunda bu dava, işçinin ve hak sahiplerinin hukuki güvencesi açısından belirleyici olur. İş kazasının resmî olarak tespit edilmesi; sosyal güvenlik haklarının kullanılabilmesi, ileride açılacak tazminat davalarının sağlam zemine oturması ve olayın hukuki çerçevesinin netleşmesi bakımından kritik bir adımdır. Bu nedenle süreç, Antalya Avukat desteğiyle genel olarak değerlendirilirken, çalışma ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda Antalya İş Hukuku Avukatı yaklaşımı ve iş kazası boyutunda Antalya İş Kazası Avukatı desteği birlikte önem taşır.

İş kazasının tespiti davası nedir?

İş kazasının tespiti davası, meydana gelen olayın hukuken iş kazası sayıldığının mahkeme kararıyla belirlenmesini amaçlayan dava türüdür. Uygulamada bazı kazalar, işveren tarafından sıradan bir yaralanma gibi gösterilebilmekte, iş yeri dışında gerçekleştiği ileri sürülerek iş kazası niteliği inkâr edilebilmekte ya da SGK nezdinde gerekli kayıtlar tam olarak oluşturulmamaktadır. Bu durumda olayın gerçekten iş kazası sayılıp sayılmadığı mahkeme önünde incelenir.

Bu dava, yalnızca bir tespit meselesi gibi görünse de sonuçları çok daha geniştir. Çünkü iş kazasının mahkemece tespit edilmesi, işçinin sosyal güvenlik haklarını kullanmasına, iş göremezlik gelirine ilişkin değerlendirmelere, kusur incelemesine ve ileride açılacak İş Kazası Tazminatı taleplerine doğrudan etki eder. Özellikle olayın iş kazası niteliği başlangıçta reddedildiğinde, hak arama sürecinin temel taşı çoğu zaman bu dava olur.

Tespit davası hangi durumlarda gerekir?

İş kazasının tespiti davası her olayda zorunlu değildir. İşveren olayı doğru şekilde SGK’ya bildirmiş ve kurum tarafından olay iş kazası olarak kabul edilmişse ayrıca tespit davasına ihtiyaç duyulmayabilir. Ancak uygulamada çok sayıda olay, çeşitli nedenlerle iş kazası olarak kayda geçirilmemektedir.

Aşağıdaki durumlarda tespit davası gündeme gelebilir:

  • İşverenin kazayı SGK’ya hiç bildirmemesi
  • Olayın iş kazası değilmiş gibi gösterilmesi
  • İş yerinde yaşanan olayın kişisel kusur olarak yansıtılması
  • Servis kazası, görev yolculuğu veya saha çalışması sırasında meydana gelen olayların reddedilmesi
  • Sigortasız işçinin geçirdiği kazanın kayıt altına alınmaması
  • SGK’nın olayın iş kazası olmadığı yönünde değerlendirme yapması
  • İşveren kayıtları ile hastane kayıtları arasında çelişki bulunması

Bu gibi durumlarda olayın bütün yönleriyle incelenmesi gerekir. Kaza anı, işçinin görevi, olayın yeri ve zamanı, tanıkların anlatımı, kamera görüntüleri, vardiya kayıtları ve sağlık belgeleri birlikte değerlendirilir. Özellikle sonradan açılacak İş Kazası Sonrası İşçinin Hakları ve tazminat odaklı süreçler bakımından tespit davası çoğu zaman temel dayanak oluşturur.

SGK tarafından kabul edilmeyen olaylarda izlenecek yol nedir?

SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmeyen bir olayda ilk yapılması gereken şey, ret gerekçesinin dikkatle incelenmesidir. Kurum bazen olayın iş ile bağlantısını yetersiz görebilir, bazen de belge ve kayıt eksikliğinden dolayı olumsuz değerlendirme yapabilir. Bu aşamada yapılacak hukuki analiz, sonraki adımların belirlenmesini sağlar.

İzlenecek yol genel olarak şu unsurları içerir:

  • SGK kayıt ve yazışmalarının incelenmesi
  • Hastane evraklarının ve ilk başvuru kayıtlarının toplanması
  • İş yeri iç yazışmaları, vardiya planları ve giriş çıkış kayıtlarının değerlendirilmesi
  • Görgü tanıklarının belirlenmesi
  • Olayın işin yürütümüyle bağlantısının somut delillerle ortaya konulması
  • Gerekirse mahkemede iş kazasının tespiti davası açılması

Burada en önemli nokta, olayın yalnızca anlatımla değil, mümkün olduğunca belgeyle desteklenmesidir. Çünkü SGK tarafından kabul edilmeyen olaylarda mahkeme incelemesi daha detaylı ilerler. Bu nedenle dava öncesinde hukuki hazırlığın titizlikle yapılması gerekir.

İş kazasının tespiti davası şartları

İş kazasının tespiti davasında temel mesele, yaşanan olayın mevzuat ve yargı uygulaması bakımından iş kazası niteliği taşıdığının ortaya konulmasıdır. Her yaralanma veya her sağlık sorunu otomatik olarak iş kazası sayılmaz. Olay ile iş arasındaki hukuki bağın somut biçimde kurulması gerekir.

Bu dava bakımından öne çıkan temel şartlar şunlardır:

  • Ortada belirli bir olayın bulunması
  • Olayın iş ilişkisiyle bağlantılı olması
  • İşçinin bedensel veya ruhsal zarar görmüş olması
  • Olayın tarih, yer ve oluş şeklinin belirlenebilir olması
  • İş kazası sayılmasına elverişli delillerin bulunması

Bunun yanında işçinin sigortalı olması önem taşımakla birlikte, sigortasız çalışma hâlinde de dava tamamen imkânsız hâle gelmez. Fiili çalışma ilişkisi ispatlandığında, olayın iş kazası niteliği ayrıca değerlendirilebilir. Özellikle kayıt dışı çalışan işçiler bakımından dava dosyasının delil yönü daha da önem kazanır.

Hangi belgeler ve kayıtlar gerekir?

İş kazasının tespiti davasında dosyanın gücünü belirleyen en önemli unsur belgelerdir. Mahkeme, iddianın doğruluğunu değerlendirirken yalnızca taraf beyanlarına değil, olayın çevresindeki tüm somut kayıtlara bakar. Bu nedenle dava açılmadan önce belgelerin mümkün olduğunca eksiksiz şekilde toplanması gerekir.

Önem taşıyan belge ve kayıtlar arasında şunlar yer alır:

  • Hastane başvuru kayıtları ve epikriz raporları
  • Acil servis kayıtlarında olayın anlatım şekli
  • İş yeri kaza tutanakları
  • SGK bildirim kayıtları
  • Vardiya çizelgeleri ve puantaj kayıtları
  • Giriş çıkış sistemi kayıtları
  • Kamera görüntüleri
  • İş güvenliği eğitim belgeleri
  • Koruyucu ekipman teslim tutanakları
  • İşçiye verilen görev ve talimatlara ilişkin kayıtlar

Bu belgeler arasında özellikle hastane kayıtları çoğu zaman belirleyici olur. İşçinin ilk sağlık başvurusunda olayın nasıl kayda geçtiği, kaza tarihinin ne olduğu ve yaralanmanın ne şekilde anlatıldığı büyük önem taşır. Aynı şekilde işverenin kazayı bildirmemesi veya eksik bildirmesi hâlinde, dış kaynaklı belgeler daha da kritik hâle gelir.

Tanık beyanı ve işyeri kayıtları nasıl değerlendirilir?

Tanık beyanları, iş kazasının tespiti davasında sık başvurulan delillerden biridir. Ancak tanık anlatımı tek başına her zaman yeterli görülmez; mümkün olduğunca başka delillerle desteklenmesi beklenir. Mahkeme, tanığın olay anına ne kadar yakın olduğunu, olayın hangi kısmını gördüğünü, anlatımının tutarlı olup olmadığını ve diğer kayıtlarla uyum gösterip göstermediğini değerlendirir.

İş yeri kayıtları da bu süreçte önemlidir. Örneğin:

  • Olay saatinde işçinin iş yerinde bulunduğunu gösteren sistem kayıtları
  • Vardiya çizelgesinde görevli olduğunu gösteren listeler
  • Makine kullanım kayıtları
  • İç yazışmalar ve talimat mesajları
  • İş güvenliği defterleri

Uygulamada bazen iş yeri kayıtları eksik tutulmuş olabilir ya da sonradan değiştirilmiş olabileceği iddia edilebilir. Böyle durumlarda mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirir. Tanık anlatımları ile sağlık kayıtlarının örtüşmesi, olayın gerçekliğini güçlendirir. Bu nedenle dava açılmadan önce tanıkların kim olduğu, neyi gördüğü ve hangi kayıtlarla destekleneceği dikkatle planlanmalıdır.

Tespit davası süreci nasıl işler?

İş kazasının tespiti davası, teknik ve aşamalı bir süreçtir. Sadece dilekçe verilmesiyle sınırlı olmayan bu dava, olayın hukuki niteliğinin, delillerin ve taraf ilişkilerinin ayrıntılı biçimde incelenmesini gerektirir. Dava sürecinde mahkeme, olayın gerçekten iş kazası sayılıp sayılmayacağını değerlendirirken SGK kayıtlarından iş yeri evrakına, tanık anlatımlarından sağlık belgelerine kadar pek çok unsuru dikkate alır.

Süreç çoğu zaman şu aşamalarla ilerler:

  • Olayın hukuki analizi ve ön hazırlık
  • Belgelerin ve delillerin toplanması
  • Görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi
  • Davanın açılması
  • Tarafların savunma ve beyanlarının alınması
  • Kurumlardan kayıtların celbi
  • Tanıkların dinlenmesi
  • Gerekirse bilirkişi incelemesi
  • Mahkemenin olayın iş kazası olup olmadığına karar vermesi

Bu süreçte usule ilişkin eksiklikler, bazı delillerin geç toplanması veya olayın yanlış hukuki zeminde anlatılması davanın seyrini etkileyebilir. Bu yüzden dava hazırlığı en az dava süreci kadar önemlidir.

Başvuru öncesi hazırlık nasıl yapılır?

Başvuru öncesi hazırlık, iş kazasının tespiti davasının en kritik aşamalarından biridir. Çünkü dava açıldıktan sonra delil toplamak her zaman kolay olmaz. Kamera kayıtları silinebilir, tanıklar ulaşılmaz hâle gelebilir, iş yeri evraklarında değişiklik olabilir. Bu nedenle dava öncesinde dosya stratejisinin doğru kurulması gerekir.

Başvuru öncesi hazırlık kapsamında genellikle şu çalışmalar yapılır:

  • Olayın kronolojisinin çıkarılması
  • Kaza tarihi, saati, yeri ve oluş şeklinin netleştirilmesi
  • İlk sağlık başvurusu evraklarının temin edilmesi
  • SGK’ya bildirim yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi
  • Tanıkların belirlenmesi ve beyan çerçevesinin netleştirilmesi
  • İş sözleşmesi, ücret ve çalışma düzenine ilişkin kayıtların toplanması
  • Varsa fotoğraf, video ve mesaj kayıtlarının korunması

Bu hazırlık yalnızca dava açmayı kolaylaştırmaz; aynı zamanda olayın hukuki anlatımını da güçlendirir. Özellikle sonradan açılabilecek İş Kazasında Maddi Tazminat davası bakımından da başlangıçta toplanan bu kayıtlar büyük önem taşır.

Dava açıldıktan sonra inceleme nasıl yürütülür?

Dava açıldıktan sonra mahkeme öncelikle tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirir. İşverenin olaya ilişkin anlatımı, SGK’nın yaklaşımı, işçinin beyanı ve dosyaya sunulan ilk belgeler birlikte incelenir. Daha sonra mahkeme, gerekli gördüğü kurumlardan kayıt ister ve tanıkları dinler.

İnceleme aşamasında şu hususlar öne çıkabilir:

  • İşçinin olay tarihinde gerçekten o iş yerinde çalışıp çalışmadığı
  • Olayın iş yerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelip gelmediği
  • Yaralanma ile anlatılan olay arasında uyum bulunup bulunmadığı
  • İşverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği
  • Olayın başka bir nedenle meydana geldiğine ilişkin savunmaların tutarlılığı

Bazı dosyalarda bilirkişi incelemesi de yapılabilir. Bilirkişi, teknik olay örgüsünü, iş organizasyonunu ve kayıtların birbiriyle uyumunu inceleyebilir. Ancak son karar her zaman mahkemeye aittir. Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek olayın iş kazası niteliği taşıyıp taşımadığına karar verir.

Tespit davasının sonucu tazminatı nasıl etkiler?

İş kazasının tespiti davasının sonucu, çoğu zaman ileride talep edilecek tazminatların temelini oluşturur. Çünkü bir olayın iş kazası olduğunun mahkeme kararıyla kesinleşmesi, aynı olay nedeniyle talep edilecek maddi ve manevi zararların hukuki zeminini güçlendirir. İş kazası niteliği kabul edilmeden açılan bazı tazminat davalarında, mahkeme öncelikle bu meselenin netleşmesini bekleyebilir.

Bu nedenle tespit davası yalnızca teorik bir hukuki belirleme değildir. Sonuçları şu alanlarda etkili olabilir:

  • SGK tarafından sağlanacak hakların değerlendirilmesi
  • Maddi tazminat hesabının yapılabilmesi
  • Manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanağının güçlenmesi
  • Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma taleplerinin şekillenmesi
  • Kusur incelemesinin daha sağlıklı yürütülmesi

Özellikle iş kazasının resmî olarak kabul edilmediği olaylarda, tespit kararı olmadan zarar kalemlerini ileri sürmek daha zor hâle gelebilir. Bu nedenle uygulamada tespit ve tazminat süreci çoğu zaman birbirine bağlı ilerler.

Tespit kararı maddi ve manevi taleplere nasıl yansır?

Tespit kararı, olayın iş kazası olduğunun yargısal olarak kabul edildiğini gösterir. Bu kabul, maddi ve manevi talepler açısından çok önemli bir başlangıç noktasıdır. Elbette tespit kararı tek başına otomatik tazminat sonucu doğurmaz; ancak tazminat taleplerinin temel dayanağını oluşturur.

Maddi talepler bakımından şu alanlarda etkili olabilir:

  • Çalışma gücü kaybının değerlendirilmesi
  • Gelir kaybı hesabı
  • Tedavi ve bakım giderleri
  • Kalıcı iş göremezlik zararları
  • Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma hesabı

Manevi talepler bakımından ise olayın ağırlığı, yaralanmanın derecesi, yaşam kalitesindeki düşüş ve psikolojik etkiler ayrıca değerlendirilir. Tespit kararı, bu taleplerin iş kazasına dayalı olduğunun hukuken kabul edilmesini kolaylaştırır. Bu noktada İş Kazası Tazminatı ve zarar kalemleriyle bağlantılı olarak İş Kazasında Maddi Tazminat konuları birlikte değerlendirilmelidir.

Bekletici mesele kararı ne anlama gelir?

Bekletici mesele kararı, bir davanın sonucunun başka bir dava veya hukuki meseleye bağlı olduğu durumlarda verilen usulî karardır. İş kazası uygulamasında bu durum oldukça sık görülür. Örneğin açılmış bir tazminat davasında, olayın gerçekten iş kazası olup olmadığı henüz kesinleşmemişse, mahkeme iş kazasının tespiti davasının sonucunu bekleyebilir.

Bu kararın anlamı şudur: Mahkeme, kendi önündeki dosyada sağlıklı karar verebilmek için başka davadaki sonucun netleşmesini ister. Böylece çelişkili kararların önüne geçilmesi amaçlanır. İş kazasının tespiti davası sonuçlandığında, diğer dosyalarda hukuki değerlendirme daha sağlam bir zemine oturur.

Bekletici mesele kararı özellikle şu durumlarda önem kazanır:

  • Tazminat davası açılmış ancak iş kazası niteliği tartışmalıysa
  • SGK işlemleri ile mahkeme süreci arasında çelişki varsa
  • Öncelikle olayın hukuki niteliğinin kesinleşmesi gerekiyorsa

Bu nedenle tespit davası ile tazminat süreci çoğu zaman birbirinden bağımsız değil, birbirini etkileyen süreçlerdir.

Sigortasız Çalışan İşçi Açısından İş Kazasının Tespiti Davası

Sigortasız çalışan işçiler bakımından iş kazasının tespiti davası daha da önemlidir. Çünkü bu tür dosyalarda hem çalışma ilişkisinin varlığı hem de yaşanan olayın iş kazası niteliği çoğu zaman ayrıca ispat edilmek zorundadır. İşverenin sigorta yapmaması, işçinin iş kazası nedeniyle hak aramasına engel oluşturmaz; ancak ispat yükünü daha teknik hâle getirir.

Bu tür davalarda aşağıdaki deliller öne çıkabilir:

  • Tanık anlatımları
  • Ücret ödemelerine ilişkin banka kayıtları veya mesajlaşmalar
  • İş yeri servis kayıtları
  • Telefon konuşmaları ve görev talimatları
  • Fotoğraflar, videolar ve iş yeri içindeki görüntüler
  • İşçinin düzenli olarak o iş yerinde bulunduğunu gösteren kayıtlar

Sigortasız çalışma söz konusu olduğunda mahkeme, fiili çalışma olgusunu dikkatle inceler. Olayın işin yürütümü sırasında yaşandığı sabit olduğunda, iş kazasının tespiti yönünden güçlü bir zemin oluşur. Sonrasında sosyal güvenlik ve tazminat yönünden farklı haklar gündeme gelebilir.

İş Kazasının Tespiti Davasında Zamanaşımı ve Süre Meselesi

İş kazasına ilişkin süreçlerde en sık karıştırılan başlıklardan biri süre meselesidir. Her olayda aynı süre uygulanmaz ve her hukuki talep aynı zamansal çerçevede değerlendirilmez. Bu nedenle tespit davası düşünülüyorsa, olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olsa bile dosyanın ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir.

Süre meselesinin önemli olmasının başlıca nedenleri şunlardır:

  • Deliller zamanla kaybolabilir
  • Kamera kayıtları silinebilir
  • Tanıkların hatırlama gücü azalabilir
  • Kurumsal kayıtlar eksilebilir
  • Sonraki dava ve talepler bakımından gecikme risk yaratabilir

Bu konuda daha kapsamlı değerlendirme için İş Kazası Zamanaşımı ve Dava Süresi başlığı ayrıca önem taşır. Çünkü tespit davasının zamanlaması, sonrasında açılabilecek diğer talepler üzerinde dolaylı etki yaratabilir.

İş Kazasının Tespiti Davası ile İş Kazası Sonrası Haklar Arasındaki Bağlantı

İş kazasının tespiti davası çoğu zaman tek başına son hedef değildir. Asıl amaç, olayın hukuki niteliğinin netleşmesi ve işçinin ya da yakınlarının haklarını etkili biçimde kullanabilmesidir. Bu nedenle tespit davası ile iş kazası sonrası doğan diğer haklar arasında güçlü bir bağ vardır.

Bu bağlantı özellikle şu alanlarda görülür:

  • Geçici ve sürekli iş göremezlik süreçleri
  • İşe dönüş veya iş sözleşmesinin sona ermesi
  • Gelir kaybı ve mesleki gelecek zararı
  • Bakım ihtiyacı ve sağlık giderleri
  • Ölüm hâlinde yakınların hakları

İşçinin olaydan sonra hangi yasal haklara sahip olduğunun daha kapsamlı değerlendirilmesi için İş Kazası Sonrası İşçinin Hakları konusu önemlidir. Çünkü tespit kararı alındıktan sonra dahi süreç bitmez; çoğu zaman asıl hak arama mücadelesi bu aşamadan sonra başlar.

İş Kazasının Tespiti Davasında Delil Stratejisi Neden Önemlidir?

İş kazasının tespiti davasında davanın kazanılmasını etkileyen en önemli unsurlardan biri doğru delil stratejisidir. Olay gerçek olsa bile, yeterli belge ve kayıt sunulmadığında ispat zorluğu ortaya çıkabilir. Bu nedenle dava açmadan önce yalnızca ne yaşandığı değil, bunun nasıl ispat edileceği de planlanmalıdır.

Güçlü bir delil stratejisi için şunlara dikkat edilmelidir:

  • İlk sağlık başvurusundaki kayıtların temin edilmesi
  • Tanıkların olayla doğrudan bağlantılı kişilerden seçilmesi
  • İş yeri sistem kayıtlarının zamanında talep edilmesi
  • Mesaj, e-posta ve dijital yazışmaların korunması
  • İşverenin çelişkili savunmalarının tespit edilmesi
  • Olayın işin yürütümüyle bağının somutlaştırılması

Özellikle işverenin kazayı farklı göstermeye çalıştığı dosyalarda, küçük görünen bir belge bile davanın sonucunu etkileyebilir. Bu nedenle süreç baştan itibaren planlı yürütülmelidir.

İş Kazasının Tespiti Davası Neden Profesyonel Takip Gerektirir?

İş kazasının tespiti davası, görünüşte yalnızca “olayın iş kazası olduğunun belirlenmesi” talebi gibi dursa da gerçekte sosyal güvenlik hukuku, iş hukuku, tazminat hukuku ve usul hukuku boyutları olan teknik bir süreçtir. Yanlış anlatılan bir olay örgüsü, eksik sunulan bir belge veya zamanında ileri sürülmeyen bir delil, hak kaybına yol açabilir.

Profesyonel takip gerektiren başlıca nedenler şunlardır:

  • Olayın hukuki niteliğinin doğru kurulması gerekir
  • Delillerin mahkemeye uygun biçimde sunulması gerekir
  • SGK kayıtları ile iş yeri kayıtları birlikte değerlendirilmelidir
  • Sonraki tazminat süreciyle bağlantı önceden düşünülmelidir
  • Usul hataları dosyanın seyrini etkileyebilir

Bu nedenle iş kazasının tespiti davası yalnızca bir başvuru işlemi olarak görülmemeli, sonuca etkili olacak bütün unsurlar birlikte ele alınmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

İş kazasının tespiti davası neden açılır?

Bu dava, yaşanan olayın SGK veya işveren tarafından iş kazası olarak kabul edilmediği durumlarda olayın mahkeme kararıyla iş kazası olduğunun belirlenmesi için açılır.

İşveren kazayı bildirmezse yine de dava açılabilir mi?

Evet. İşverenin bildirim yapmaması, dava açılmasına engel değildir. Hastane kayıtları, tanık anlatımları ve diğer delillerle iş kazasının tespiti istenebilir.

Sigortasız çalışan işçi iş kazasının tespiti davası açabilir mi?

Evet. Sigortasız çalışma hâlinde fiili çalışma ilişkisi ve kazanın iş sırasında meydana geldiği ispatlandığında dava açılabilir.

SGK olayı iş kazası saymazsa ne olur?

Bu durumda kurumun ret gerekçesi incelenir ve gerekli şartlar varsa mahkemede iş kazasının tespiti davası açılarak olayın hukuken değerlendirilmesi sağlanır.

Tespit davası olmadan tazminat davası açılabilir mi?

Bazı durumlarda açılabilir; ancak olayın iş kazası niteliği tartışmalıysa mahkeme tespit davasının sonucunu bekleyebilir veya bu hususun netleşmesini isteyebilir.

İş kazasının tespiti davasında en önemli deliller nelerdir?

Hastane kayıtları, tanık beyanları, iş yeri tutanakları, vardiya kayıtları, kamera görüntüleri ve SGK belgeleri en önemli deliller arasında yer alır.

Tespit kararı tazminatı etkiler mi?

Evet. Tespit kararı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin hukuki temelini güçlendirir ve sonraki dava süreçlerinde önemli rol oynar.

İş kazasının tespiti davası ne kadar önemlidir?

Bu dava, olayın hukuki niteliğini netleştirdiği için sosyal güvenlik hakları, tazminat talepleri ve diğer işçilik hakları bakımından çoğu zaman belirleyici öneme sahiptir.