Ticari Dava mı, Genel Dava mı? Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ticari Dava mı, Genel Dava mı? Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ticari Dava mı, Genel Dava mı? Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kategori : Makaleler

Bir uyuşmazlığın ticari dava sayılıp sayılmayacağı ve hangi mahkemenin bu davaya bakacağı, yargılama sürecinin en temel usul sorunlarından birini oluşturur. Yanlış mahkemede açılan dava, görevsizlik ya da yetkisizlik kararıyla sonuçlanabilir; bu durum hem zaman hem de usul kaybına yol açar. Aşağıda bu ayrımın nasıl yapıldığı ve sonuçlarının neler olduğu ele alınmaktadır.

Ticaret hukukunun genel çerçevesi ve kapsamına ilişkin temel bilgilere Ticaret Hukuku Nedir, Kapsamı Nedir? sayfasından ulaşabilirsiniz. Bu sayfa, ticari uyuşmazlıklarda hangi mahkemenin görevli olduğu ve yetki kurallarının nasıl işlediği üzerine odaklanmaktadır.

Bir Uyuşmazlık Ne Zaman Ticari Dava Sayılır?

Türk yargı sisteminde her ticari nitelikteki uyuşmazlık otomatik olarak asliye ticaret mahkemesinde görülmez. Hangi davanın “ticari dava” sayıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

TTK m. 4 uyarınca mutlak ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Bu kategoride TTK’da düzenlenen konular — kıymetli evrak, ticaret şirketleri, sigorta, deniz ticareti gibi — yer alır. Tarafların tacir olması burada aranmaz.

Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olmasını ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunmasını gerektirir. Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmediği durumlarda dava, ticari nitelik taşısa dahi asliye hukuk mahkemesinde görülebilir.

Uygulamada sıkça gündeme gelen soru şudur: Taraflardan yalnızca biri tacirse ne olur? Bu durumda nispi ticari dava koşulları oluşmaz; davanın genel mahkemede görülmesi gerekebilir. Somut olayın özellikleri — tarafların sıfatı, işlemin niteliği, sözleşmenin konusu — bu değerlendirmenin odak noktalarıdır.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Görev Alanı

Asliye ticaret mahkemeleri, yalnızca ticari niteliği kanun tarafından belirlenen uyuşmazlıklara bakar. Bu mahkemelerin varlığı, ticari hayatın gerektirdiği uzmanlık ve öngörülebilirlik ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:

  • Ticaret şirketlerine ilişkin davalar (kuruluş, fesih, pay uyuşmazlıkları, ortaklar arası anlaşmazlıklar)
  • Kıymetli evrak — senet, çek, poliçe — kaynaklı uyuşmazlıklar
  • Ticari satış, acente, distribütörlük, franchise sözleşmelerinden doğan davalar
  • Sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar
  • Haksız rekabet davaları
  • Fikri ve sınai haklar kapsamındaki ticari uyuşmazlıklar

Asliye ticaret mahkemesinin kurulmadığı yerlerde bu mahkemenin görevine giren davalara asliye hukuk mahkemesi bakar; ancak bu durumda mahkeme, ticaret mahkemesi sıfatıyla hareket eder. Hangi mahkemenin görevli olduğu her zaman somut uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Şirketler hukukundan kaynaklanan ve işçi alacaklarıyla kesişen konularda görev sorunlarının nasıl şekillendiğine dair ayrıntılı bilgi için Limited Şirket Ortakları İşçi Alacaklarından Sorumlu mu? sayfasını inceleyebilirsiniz.

Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi ve Yetki Sözleşmesi

Görevli mahkeme belirlendikten sonra ikinci adım, hangi yerdeki mahkemenin yetkili olduğunu saptamaktır. Yetki kuralları, HMK m. 6 ve devamındaki hükümlerle düzenlenmiştir.

Genel kural olarak dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Ancak ticari uyuşmazlıklar için bazı özel yetki kuralları da geçerlidir:

  • Sözleşmeden doğan davalarda, edimin ifa yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 10).
  • Haksız fiilden doğan davalarda fiilin gerçekleştiği ya da zararın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkili olabilir.
  • Şube faaliyetlerine ilişkin davalarda, şubenin bulunduğu yer mahkemesine de başvurulabilir.

Ticari uyuşmazlıklarda taraflar, sözleşme özgürlüğü kapsamında yetki sözleşmesi yaparak belirli bir mahkemeyi yetkili kılabilir. HMK m. 17 uyarınca bu sözleşmenin tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılmış olması ve yazılı biçimde düzenlenmesi gerekir. Yetki sözleşmesi yapılmışsa kural olarak yalnızca sözleşmede belirlenen mahkeme yetkilidir; başka bir mahkemede açılan dava yetkisizlik itirazıyla karşılaşabilir.

Yetki sözleşmelerinin geçerliliği ve uygulama koşulları somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Sözleşme metninde açıklık bulunmaması ya da taraflardan birinin tacir sıfatı taşımaması, yetki sözleşmesini hükümsüz kılabilecek durumlara yol açabilir.

Şirket devri ya da mal kaçırma iddiası içeren uyuşmazlıklarda yetki sorununun nasıl şekillendiğini merak ediyorsanız Şirket Devri Halinde İşçi Alacakları ve Mal Kaçırma sayfasındaki açıklamalar bu konuya ek perspektif sunabilir.

Görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, davanın esasına geçilebilmesinin ön koşuludur. Bu usul sorunlarının davanın başında giderilmesi, hem sürecin sağlıklı ilerlemesi hem de hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından önem taşır. Ticari uyuşmazlıklarda izlenecek yol ve mahkeme seçimi konusunda somut değerlendirme yapmak için Antalya Ticaret Hukuku Avukatı sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Ticari dava ile ticari olmayan dava arasındaki temel fark nedir?

Temel fark, uyuşmazlığın taraflarının sıfatında ve işlemin niteliğindedir. Mutlak ticari davalarda tarafların tacir olması aranmaz; konu TTK kapsamındaysa dava ticari sayılır. Nispi ticari davalarda ise her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekir.

Asliye ticaret mahkemesi olmayan bir yerde ticari dava nerede görülür?

Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren davalar, asliye hukuk mahkemesinde ticaret mahkemesi sıfatıyla görülür. Mahkeme, o dava için ticaret mahkemesi yetkisiyle hareket eder.

Yetki sözleşmesi her ticari uyuşmazlıkta geçerli midir?

Hayır. HMK m. 17 uyarınca yetki sözleşmesi yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında, yazılı biçimde yapılabilir. Bu koşulların birinin eksik olduğu durumlarda yetki sözleşmesi hükümsüz sayılabilir; yetkili mahkeme genel kurallara göre belirlenir.

Görevsiz mahkemede açılan davanın sonucu ne olur?

Görevsiz mahkemede açılan dava, taraflardan birinin itirazı ya da mahkemenin re’sen tespiti üzerine görevsizlik kararıyla sonuçlanır. Bu karar kesinleşirse dava dosyası yetkili ve görevli mahkemeye gönderilebilir; ancak bu süreç zaman ve usul kayıplarına yol açabilir.