Çekte İtiraz ve Menfi Tespit Davası

Çekte İtiraz ve Menfi Tespit Davası
Çekte İtiraz ve Menfi Tespit Davası
Kategori : Makaleler

Bir çek nedeniyle aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılan borçlu, bu süreçte iki temel hukuki yola başvurabilir: takibe itiraz ve menfi tespit davası. Bu sayfada, söz konusu savunma araçlarının nasıl işlediği, hangi sürelere tabi olduğu ve takip üzerindeki etkileri borçlu perspektifinden ele alınmaktadır.

Kambiyo Takibine İtiraz Nasıl ve Nereye Yapılır?

Alacaklı, elindeki çeke dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığında, borçluya bir ödeme emri tebliğ edilir. Bu ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş günlük süre içinde borçlunun itiraz hakkını kullanması gerekir; bu süre hak düşürücüdür ve kural olarak uzatılmaz.

İtiraz, icra dairesine değil, bir dilekçe ile icra mahkemesine yapılır. Borçlu bu aşamada iki farklı itiraz yoluna başvurabilir:

İmzaya itiraz: Borçlu, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmek istiyorsa imzaya itiraz yolunu seçer. İcra mahkemesi, gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla imza incelemesi yaptırır; inkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa borçlu, takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına, takip itirazla birlikte geçici olarak durdurulmuşsa ayrıca yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına mahkûm edilebilir.

Borca itiraz: Borçlu, imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte borcun gerçekte doğmadığını, ödendiğini, zamanaşımına uğradığını veya başka bir nedenden geçersiz olduğunu öne sürmek istiyorsa borca itiraz yolunu kullanır. Borca itirazda borçlunun, borcun olmadığını veya itfa ya da imhal edildiğini resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat etmesi gerekir; tanık beyanı yeterli kabul edilmez.

İcra mahkemesi, itirazı duruşmalı biçimde inceler. İtirazın kabulü hâlinde takip durur; reddedilirse takip kaldığı yerden devam eder. İtiraz sonucundan bağımsız olarak borçlu, ayrıca menfi tespit davası açma hakkını saklı tutar.

Menfi Tespit Davasında Borçlu Ne Talep Eder?

Menfi tespit davası, borçlunun çekten doğan borcu olmadığının mahkeme kararıyla tespitini sağlamayı amaçlayan bir dava türüdür. Bu dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca açılır. İcra takibi başlamadan önce veya başladıktan sonra açılabilir; ancak pratik açıdan iki dönem farklı sonuçlar doğurur.

Takip başlamadan önce açılan menfi tespit davasında borçlu, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat göstererek icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunabilir (İİK m. 72).

Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında ise borçlunun önünde üç temel talep seçeneği bulunur:

Borcun bulunmadığının tespiti: Davanın özünü oluşturan bu talep; borcun hiç doğmadığını, ödendiğini, takas veya ibra yoluyla sona erdiğini ya da zamanaşımına uğradığını kapsar. Hangi maddi vakıanın dayanak gösterileceği somut olaya göre belirlenir.

Paranın alacaklıya verilmemesi için ihtiyati tedbir: Takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbirle takip durdurulamaz. Borçlu ancak gecikmeden doğan zararları karşılamak üzere alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat göstererek, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin tedbir isteyebilir.

Tazminat talebi: Dava borçlu lehine sonuçlanır ve borçluyu dava açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir. Bu talep menfi tespit davasının yanında ileri sürülebileceği gibi ayrı bir davayla da gündeme gelebilir; koşullar somut olaya göre değerlendirilir.

Çeke dayalı menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davacı borçlu üzerindedir. Borçlu, çekten doğan borcun bulunmadığını ya da sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Senedin varlığı alacak karinesini beraberinde getirir; bu karinenin çürütülmesi güçlü delil gerektirdiğinden sürecin dikkatli yönetilmesi önem taşır.

İtirazın ve Davanın Takip Üzerindeki Etkisi

İtiraz ve menfi tespit davası, icra takibi üzerinde farklı hukuki etkiler doğurur; bu iki yolun birlikte veya ayrı ayrı kullanılması da mümkündür.

İcra mahkemesine yapılan itiraz, mahkeme tarafından kabul edilirse takip durur; alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İtiraz reddedilirse takip yeniden hız kazanır; borçlunun menfi tespit davası bu noktada bağımsız bir güvence olarak devreye girer.

Menfi tespit davasının açılmış olması, tek başına icra takibini durdurmaz. Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına ihtiyati tedbirle karar verebilir; takipten sonra açılan davada ise tedbirle takip durdurulamaz, yalnızca aynı asgari teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir (İİK m. 72).

İki yol arasındaki ilişki açısından şu nokta belirleyicidir: icra mahkemesindeki itiraz sonucu, menfi tespit davasını yürüten asliye ticaret mahkemesini bağlamaz. Dolayısıyla itiraz reddedilmiş olsa bile menfi tespit davası bağımsız biçimde görülmeye devam eder. Her iki yol, birbirini ortadan kaldırmaksızın bir arada kullanılabilir.

Alacaklının hak ve tahsil araçlarına ilişkin ayrıntılı bilgi için karşılıksız çekte alacaklı hakları sayfasını inceleyebilirsiniz. Çek ve kambiyo senetlerine ilişkin hukuki süreçlerin genel değerlendirmesi için Antalya Çek ve Kambiyo Senedi Avukatı sayfasına başvurabilirsiniz.

Antalya’da çek icra takibine itiraz veya menfi tespit davası sürecinde hukuki değerlendirme için Av. Arif Çakır ile iletişime geçerek somut durumunuza uygun bilgi alabilirsiniz.

İmzaya itiraz ile borca itiraz arasındaki fark nedir?

İmzaya itirazda borçlu, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını öne sürer ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır. Borca itirazda ise imzanın sahipliği tartışılmaz; borcun doğmadığı, ödendiği veya geçersiz olduğu ileri sürülür. Borca itirazda borcun olmadığı veya itfa ya da imhal edildiği resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edilmelidir.

Menfi tespit davası açmak için süre var mı?

Menfi tespit davası için İİK kapsamında katı bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir; ancak icra takibinin başlangıç aşamasında açılması hem ihtiyati tedbir hem de delil yönetimi bakımından avantaj sağlar. Borcun zamanaşımına ilişkin özel süreler ayrıca gözetilmelidir.

İtiraz reddedilirse menfi tespit davası açılabilir mi?

Evet. İcra mahkemesindeki itirazın reddedilmesi, menfi tespit davasını engellemez. Her iki yargılama bağımsız yürür; icra mahkemesi kararı asliye ticaret mahkemesini bağlamaz. Borçlu her iki yolu aynı anda kullanabilir.

Manavgat Ceza Avukatı
Manavgat Ceza Avukatı

Manavgat Ceza Avukatı

Manavgat’ta bir ceza soruşturması veya davası başladığında, sürecin ilk aşamasından…
Serik Ceza Avukatı
Serik Ceza Avukatı

Serik Ceza Avukatı

Serik’te bir ceza soruşturması ya da kovuşturmayla yüz yüze gelmek,…