Çek, kambiyo senetleri arasında zamanaşımı ve faiz açısından kendine özgü kurallara tabi olan bir ödeme aracıdır. Sürenin hesaplanmasındaki hatalar ya da faiz türünün yanlış belirlenmesi, alacağın tahsilini doğrudan etkiler; bu nedenle süreç başından itibaren doğru kurgulanmalıdır.
Bu sayfa, çeke özgü zamanaşımı sürelerini, sürenin işlemeye başladığı anı ve alacağa uygulanacak faiz türünü ele almaktadır. Genel ticari alacak zamanaşımı konusu kapsamı dışındadır; bu konuya ilişkin bilgiye ticari alacak zamanaşımı sayfasından ulaşılabilir.
Çekte Zamanaşımı Ne Zaman Başlar ve Ne Kadar Sürer?
Çekte zamanaşımı süreleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümlerinde düzenlenmiştir. Bu süreler kişiden kişiye değişmez; borçlunun sıfatına ve alacaklının başvuru hakkına göre farklı uzunluklarda sabit olarak belirlenmiştir.
Hamilin müracaat borçlularına (ciranta ve avallerine) karşı açacağı davalar bakımından zamanaşımı süresi 6 aydır. Bu süre, ibraz süresinin dolduğu günden itibaren işlemeye başlar.
Muhataba (muhatabın bankaya) karşı açılacak davalar için ise zamanaşımı süresi 3 yıldır. Süre yine ibraz süresinin son gününden itibaren hesaplanır.
Müracaat borçlularının birbirine karşı açacağı davalarda zamanaşımı süresi 6 aydır. Bu hak, borçludan birinin çeki ödediği ya da davanın kendisine yöneltildiği tarihten başlar.
Çekte ibraz süresi, düzenlenme tarihine göre hesaplanır. Keşide yeri ile ödeme yeri aynı ülkedeyse bu süre 10 gün, farklı ülkelerdeyse 1 ay, farklı kıtalardaysa 3 aydır. Zamanaşımı, ibraz süresinin son gününden — yani çekin bankaya sunulması için tanınan yasal sürenin bitiminden — itibaren işlemeye başlar; çekin düzenlendiği ya da ödendiği günden değil.
Zamanaşımının kesilmesi ya da durması halinde süreler yeniden işlemeye başlayabilir. Borçlunun alacağı ikrar etmesi, dava açılması veya icra takibi başlatılması zamanaşımını keser. Kesme sebebinin sona ermesiyle süre sıfırdan işlemeye başlar.
Çek Alacağında Uygulanacak Faiz Türü ve Oranı
Çek bedelinin ödenmemesi durumunda işleyecek faizin türü ve oranı, alacaklının hangi tarihten itibaren, hangi hukuki zemine dayanarak talep ettiğine göre şekillenir.
Çek bedelinin ödenmeme tarihinden itibaren işleyen faiz, 3095 sayılı Kanun kapsamında belirlenen ticari faiz oranı üzerinden hesaplanır. Çekler, ticari hayatta kullanılan ödeme araçları olduğundan bu konudaki yerleşik uygulama ticari faiz yönündedir; ancak somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve yargı aşamasındaki talepler faiz türünü etkileyebilir.
Faiz, kural olarak ibraz tarihinden itibaren işlemeye başlar. Hamil, çeki bankaya ibraz ettiğinde ve ödeme gerçekleşmediğinde, o andan itibaren işleyen faizi talep edebilir. İbraz süresinde bankaya sunulmayan çeklerde ise faizin başlangıç tarihi farklı değerlendirilebilir.
Ticari faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen avans faiz oranıyla bağlantılıdır ve dönemsel olarak değişkenlik gösterir. Bu oran sabit olmadığından, alacağın tahsil edildiği döneme ait oran esas alınarak hesaplama yapılır. Faiz hesabında esas alınacak oranın güncel değerinin takip edilmesi ve her döneme ait oranın ayrı ayrı uygulanması gerekir.
Dava ya da icra yoluyla talep aşamasında ise dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi de mümkündür. Talebin doğru kurgulanması, özellikle faizin başlangıç tarihinin ve türünün açıkça belirtilmesi, tahsil edilecek toplam tutar açısından belirleyici olabilir.
Zamanaşımına Rağmen Alacağın Talep Edilebilirliği
Çek alacağı bakımından kambiyo hukukundan kaynaklanan dava hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile alacağın tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Bu noktada devreye giren iki farklı hukuki yol mevcuttur.
Sebepsiz zenginleşme davası, TTK’dan doğan kambiyo hakkının zamanaşımına uğramasının ardından başvurulabilecek alternatif bir yoldur. Türk Borçlar Kanunu’nun 78. maddesi uyarınca, zamanaşımı nedeniyle kambiyo hukuku yolunu kaybeden alacaklı, keşidecinin ya da lehine ödeme yapılan kişinin haksız biçimde zenginleştiğini ispat ederek bu dava yoluna başvurabilir.
Sebepsiz zenginleşme davasında zamanaşımı süresi farklıdır: zenginleşmenin ve zenginleşen kişinin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her hâlükârda zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Kambiyo zamanaşımı dolmuş olsa bile bu süreler henüz geçmemişse dava hakkı devam edebilir.
Öte yandan, temel ilişkiye dayanan alacak hakkı — yani çekin düzenlendiği ticari ilişki veya sözleşme — ayrıca var olabilir. Çek bedelini doğuran satım, hizmet ya da benzeri ilişkiden kaynaklanan alacak, çekte zamanaşımından bağımsız olarak kendi hukuki zeminine göre değerlendirilebilir. Bu iki yolun birbirinden ayrışması ve somut olayda hangisinin uygulanabilir olduğunun belirlenmesi, davanın seyrini doğrudan etkiler.
Zamanaşımı dolmuş bir çek alacağında hangi yolun izleneceği, taraflar arasındaki ilişkinin içeriğine, belgelere ve mevcut delillere göre değişir; süreç özelinde hukuki değerlendirme yapılması gerekir. Bu konudaki çek ve kambiyo senedi süreçlerine ilişkin genel bilgiye ilgili sayfadan ulaşılabilir.























