Şirket Ortaklarının Kamu Borçlarından (SGK/Vergi) Sorumluluğu

Şirket Ortaklarının Kamu Borçlarından (SGK/Vergi) Sorumluluğu
Şirket Ortaklarının Kamu Borçlarından (SGK/Vergi) Sorumluluğu
Kategori : Makaleler

Limited şirket ortaklarının kamu alacakları karşısındaki sorumluluğu, Türk vergi hukuku ve sosyal güvenlik mevzuatının birbirinden farklı kurallarıyla şekillenen, pratikte önemli sonuçlar doğuran bir alandır. Ortak sıfatı taşımak, şirketin tüm kamu borçlarından sınırsız biçimde sorumlu olunacağı anlamına gelmez; ancak sorumluluğun sınırlarını ve koşullarını bilmemek, ortağı beklenmedik takiplerle karşı karşıya bırakabilir.

Bu sayfada ele alınan konu, yönetici/müdür sıfatına bağlı sorumluluktan ayrı tutulmuştur. Müdürün kamu borcu sorumluluğu, yöneticilik göreviyle bağlantılı farklı kurallar çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Ortağın Vergi Borcundan Sorumluluğunun Sınırları

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi, limited şirket ortaklarının şirketin vergi ve diğer amme borçlarından sorumluluğunu doğrudan düzenler. Hükmün temel çerçevesi şudur: ortaklar, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından, sermaye payları oranında şahsen sorumlu tutulur.

Bu sorumluluğun devreye girebilmesi için belirli koşulların oluşması gerekir. Alacağın önce şirketten takip edilmesi, tahsilatın sağlanamaması ya da sağlanamayacağının anlaşılması şart olarak aranır. Başka bir deyişle, ortak doğrudan ve öncelikli muhatap değildir; kamu idaresi önce şirkete yönelir. Şirketten tahsilat mümkün olmazsa ortak, payıyla sınırlı ölçüde takibe konu olabilir.

Payı oranındaki sorumluluk ilkesi pratikte şöyle işler: şirketin yüzde yirmi ortağı, amme alacağının ancak yüzde yirmilik kısmından sorumlu tutulabilir. Geri kalan kısım, diğer ortakların pay oranlarıyla dağılır. Ortağın payını devreden kişi için sorumluluk tablo daha karmaşık hale gelir; devirden önce veya sonra doğan borçlara göre kimin sorumlu tutulacağı, devir tarihine ve diğer koşullara bağlı olarak değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Vergi borçlarının yanı sıra gümrük alacakları ve diğer amme alacakları da 6183 sayılı Kanun kapsamına girer. Usulsüzlük ve vergi ziyaı cezaları söz konusu olduğunda ise kişisel kusur ve sorumluluk ilkeleri ön plana geçtiğinden, sonuç somut olayın niteliğine göre farklılaşabilir.

SGK Prim Borçlarında Ortağın Payı Oranında Takip

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesi, SGK alacaklarını da 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi kılmıştır. Bu bağlantı, prim borçları bakımından ortakların sorumluluğunu vergi borçlarındakine paralel bir çerçeveye oturtur.

Buna göre şirketten tahsil edilemeyen SGK prim alacakları, çalışan hisselerinin ödenmemesi ve işveren paylarından kaynaklanan primler dahil olmak üzere, ortaklara pay oranları ölçüsünde yöneltilebilir. SGK, tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan borç için doğrudan ortağa ödeme emri tebliğ edebilir.

Uygulamada öne çıkan nokta, SGK’nın şirket tüzel kişiliğine ya da şirket mal varlığına yönelik işlemlerinin sonuçsuz kalması veya sonuçsuz kalacağının belirlenmesidir. Şirket aktif ve erişilebilir varlıklara sahipse ortağa gidilmeden önce bu aşamanın tamamlanması beklenir. Şirkete yönelik icra takibinin sonuçsuz kalması, borçlu ortağa ödeme emri tebliğini mümkün kılır.

Prim dönemleri ile ortaklık döneminin örtüşüp örtüşmediği da belirleyicidir. Henüz ortak olmadığı dönemlere ait primlerden kişinin sorumlu tutulup tutulamayacağı, ortaklığın başlangıç ve bitiş tarihlerine göre ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

Ortak Kamu Borcu İçin Takibe Nasıl İtiraz Eder?

Ortağa tebliğ edilen ödeme emrine karşı 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca itiraz yolu açıktır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren on beş günlük süre içinde vergi mahkemesine dava açılması gerekir; bu süre hak düşürücüdür ve kaçırılması hukuki çareleri önemli ölçüde daraltır.

İtirazda öne sürülebilecek başlıca savunma argümanları arasında şunlar yer alır:

  • Borcun doğduğu dönemde ortaklık sıfatının bulunmaması
  • Pay oranının hatalı hesaplanmış olması
  • Şirketten tahsilin gerçekten olanaksız hale gelmediği, yani şirket mal varlığının devam ettiği
  • Takibe konu alacağın zamanaşımına uğramış olması
  • Asıl borcun hatalı tarhiyat veya hesaplamaya dayandığı

SGK ödeme emirlerine karşı itiraz ise İş Mahkemelerine yapılır; yetki ve usul kuralları vergi mahkemelerinden farklılaşır. Hangi mahkemeye, hangi sürede, hangi argümanlarla başvurulacağı doğrudan sonucu etkileyen usul meselelerinden olduğundan, her takip özelinde değerlendirilmesi gerekir.

Ortaklıktan çıkma veya pay devri yoluyla şirketten ayrılmak, doğmuş kamu borçlarından sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Devrin tescil tarihi, hangi döneme ait borçlar için kimin takip edileceğini belirlemede esas alınır; ancak bu konuda da somut olayın koşulları belirleyicidir.

Ortağın işçi alacaklarından sorumluluğu, kamu borcu takibinden farklı yasal kurallara tabidir; bu konuyu limited şirket ortaklarının işçi alacaklarından sorumluluğu sayfasında ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.

Şirket ortaklığına ilişkin daha geniş hukuki konular için Antalya şirketler hukuku sayfasını inceleyebilirsiniz.