Ticari alacaklarda zamanaşımı, alacaklının dava veya icra yoluyla hakkını talep edebileceği yasal sürenin sınırını belirler. Bu süre dolduğunda alacak ortadan kalkmaz; ancak borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürerek yükümlülükten kurtulabilir. Dolayısıyla ticari ilişkilerde alacağın türüne ve hukuki dayanağına göre geçerli zamanaşımı süresini doğru tespit etmek, hak kaybını önlemenin temel koşuludur.
Türk hukukunda ticari alacaklara uygulanacak zamanaşımı, tek bir düzenlemeden değil birden fazla kanundan beslenir. Türk Ticaret Kanunu (TTK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve özel düzenlemeler —sözleşme türü ve tarafların sıfatına göre— farklı süreler öngörür.
Ticari Alacaklarda Genel ve Özel Zamanaşımı Süreleri
TBK md. 146 uyarınca genel zamanaşımı süresi on yıldır. Özel bir düzenleme bulunmayan ticari alacaklar —iki tarafın da tacir olduğu, TTK veya özel mevzuat kapsamında ayrıca düzenlenmemiş alacaklar— bu genel süreye tabidir. Ancak uygulamada, özel süre öngören düzenlemeler oldukça yaygındır ve alacağın hukuki kaynağı bu sürelerden hangisinin geçerli olduğunu belirler.
Beş yıllık zamanaşımı süresi, uygulamada sıkça karşılaşılan ticari alacak türlerini kapsar. TBK md. 147 uyarınca; kira bedeli, faiz ve benzeri dönemsel edimler, ücret alacakları, otel ve lokanta gibi yerlerden doğan alacaklar ile aracılık ücretleri bu süreye tabidir. Satış bedeline ilişkin bazı alacaklar da somut olayın koşullarına göre bu süre içinde değerlendirilebilir.
İki yıllık zamanaşımı, taşıma hukukundan doğan alacaklar için geçerlidir. Karayoluyla taşımada, 6102 sayılı TTK md. 855 uyarınca yük kaybı, hasar veya teslimat gecikmesinden kaynaklanan alacaklar iki yıl içinde dava edilmelidir. Deniz ticaretine ilişkin alacaklarda ise TTK’nın ilgili hükümleri ayrı süreler öngörür.
Bir yıllık zamanaşımı, eser sözleşmelerinde belirli koşullar altında karşımıza çıkar. TBK md. 478 uyarınca, teslimden itibaren bir yıllık süre kural olarak işletilir; ancak ayıbın gizli tutulması veya ağır kusur söz konusuysa bu süre uzayabilir. Acentelik ve komisyon sözleşmelerinden doğan bazı alacaklarda da özel süreler söz konusu olabilir.
Çeke özgü zamanaşımı, TTK hükümlerindeki özel düzenlemesi nedeniyle ayrı bir inceleme konusudur. Bu konuyu, çek zamanaşımı ve yasal faiz sayfasında ayrıntılı biçimde ele almaktayız.
Zamanaşımını Kesen ve Durduran Haller
Zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması, durması veya yeniden işlemeye başlaması; alacaklının ve borçlunun hukuki eylemleriyle şekillenir. TBK md. 151-161 bu halleri düzenler.
Zamanaşımını kesen haller, sürenin yeniden sıfırdan işlemeye başlaması sonucunu doğurur. Başlıca kesme sebepleri şunlardır:
- Alacaklının dava açması veya icra takibi başlatması
- Alacağın iflas masasına veya konkordato sürecine kaydedilmesi
- Borçlunun borcu yazılı olarak kabul etmesi ya da kısmen ödemede bulunması
Kesme gerçekleştiğinde zamanaşımı, kesme tarihinden itibaren yeniden ve tam süreyle işlemeye başlar. Örneğin, beş yıllık zamanaşımına tabi bir ticari alacakta icra takibi başlatıldıktan sonra takip düşürülürse süre yeniden beş yıl olarak işler.
Zamanaşımını durduran haller, sürenin askıya alınmasını sağlar; engel ortadan kalkınca kalan süre kaldığı yerden devam eder. TBK md. 153 ve devamında sayılan başlıca haller şunlardır: velayet veya vesayet ilişkisinin varlığı, eşler arasındaki alacaklar, mücbir sebep, alacağın mahkeme kararıyla belirlenemeyen nitelikte olması. Bu hallerin somut olayda geçerli olup olmadığı, her durumda ayrıca değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı, taraflarca ileri sürülmediği sürece mahkeme tarafından resen gözetilemez. Borçlunun zamanaşımı def’ini dava ya da icra sürecinde usulüne uygun biçimde ileri sürmesi gerekmektedir; bu bir hak olmakla birlikte, kullanımı ancak borçlunun iradesiyle mümkündür.
Zamanaşımına Uğrayan Alacakta Ne Yapılabilir?
Zamanaşımı süresinin dolması, alacağın kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Alacak hukuki varlığını korur; ancak borçlunun def’i ileri sürmesiyle birlikte dava yoluyla tahsil edilemez hale gelebilir. Bu noktada birkaç hususu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
Borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürmezse —yani sessiz kalır ya da alacağı kabul ederse— mahkeme yine de alacağı incelemeye devam eder ve zamanaşımının geçip geçmediğine bakmaksızın karar verir. Dolayısıyla zamanaşımının geçtiği kanaatine varılsa dahi dava açmak başlı başına anlamsız değildir; borçlunun tutumu belirleyicidir.
Zamanaşımına uğramış bir alacak için yapılan gönüllü ödeme, iade talep edilemez. TBK md. 78 uyarınca borçlu, alacaklıya borcu olduğunu bilerek ödeme yapmışsa bu ödeme geçerlidir ve geri istenemez. Bu düzenleme, zamanaşımına rağmen ödeme yapan borçlunun “haksız ödedim” iddiasıyla geri talepte bulunmasını engeller.
Zamanaşımı süresi içinde harekete geçilmesini engelleyen durumlar —hukuki belirsizlik, taraflar arasındaki müzakere süreci, borçlunun taksit teklifi gibi haller— ileride durma veya yeniden işleme başlamanın değerlendirilebileceği olgulardır. Ancak bu değerlendirme her somut olayın koşullarına göre farklılaşır; genel geçer bir yanıt vermek mümkün değildir.
Ticari alacağın tahsil yollarına ilişkin genel çerçeve için ticari alacak tahsil yolları sayfasını inceleyebilirsiniz.
Ticari alacaklardaki zamanaşımı uyuşmazlıklarında hukuki destek almak için Antalya’da ticari alacak ve sözleşme hukuku alanında çalışmalar yürüten Antalya Av. Arif Çakır ile iletişime geçerek süreci değerlendirebilirsiniz.
Ticari alacaklarda zamanaşımı dolmuşsa dava açılabilir mi?
Zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile dava açılabilir. Ancak borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürdüğünde mahkeme talebi reddeder. Borçlu bu def’i ileri sürmezse alacak incelenmeye devam eder. Durumun somut olayda nasıl değerlendirileceği, borçlunun tutumuna ve taraflar arasındaki yazışmalar gibi olgulara göre farklılaşır.
Zamanaşımı süresi sözleşmeyle değiştirilebilir mi?
TBK md. 148 uyarınca zamanaşımı süreleri sözleşmeyle ağırlaştırılamaz ya da hafifletilemez; kanunun belirlediği süreler emredici niteliktedir. Tarafların zamanaşımını kısaltması veya uzatması mümkün değildir.
İcra takibi başlatmak zamanaşımını keser mi?
Evet. İcra takibinin başlatılması, TBK md. 154 uyarınca zamanaşımını keser ve süre başlatılan tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Ancak takibin düşmesi veya iptal edilmesi durumunda bu kesme etkisinin devam edip etmeyeceği, somut koşullara göre ayrıca değerlendirilir.























