Alacaklı olarak başlattığınız ilamsız icra takibi, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesiyle durur. Bu noktadan sonra takibi yeniden işletmek için iki ayrı hukuki yol açılır: itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması talebi. Hangi yolun seçileceği, elinizdeki belgelerin niteliğine ve uyuşmazlığın koşullarına göre belirlenir; süre kaçırıldığında ise aynı alacak için bir daha ilamsız icra yoluyla takip yapılamaz.
İtirazla Duran Takibi Yeniden İşletme
Borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ettiğinde takip kendiliğinden durur; alacaklı yargısal bir adım atmadan tahsilata devam edemez. Durdurulan takibi yeniden işletmenin iki yolu, farklı koşullara ve farklı sonuçlara bağlıdır. Bu yollardan hangisinin uygulanacağı önce tespit edilmeli, ardından süre ve belge koşulları karşılanmalıdır.
Ödeme emrine itirazın nasıl yapıldığını ve borçlunun bu aşamadaki haklarını merak ediyorsanız, ödeme emrine itirazın usulü ve süresi konusuna ayrıca bakabilirsiniz; bu sayfa alacaklının itirazı aşma sürecini ele almaktadır.
Borçlu İtiraz Ettiğinde Alacaklının İki Yolu
İlamsız icra takibinde borçlunun itirazı, alacaklı için iki ayrı hukuki yol açar: mahkemede açılan itirazın iptali davası ile icra mahkemesine yapılan itirazın kaldırılması talebi. Bu iki yol arasındaki kavramsal fark ayrı bir sayfada ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır; burada hangi koşulda hangi yolun seçilmesi gerektiği, hizmet kararı açısından özetlenmektedir. Ayrıntılı karşılaştırma için itirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark sayfasını inceleyebilirsiniz.
İtirazın İptali Davasının Açıldığı Durumlar
İtirazın iptali, alacaklının genel mahkemede açtığı bir dava yoludur. Takibe dayanak oluşturan senet veya belge, itirazın kesin kaldırılması için aranan niteliği taşımıyorsa bu yol tercih edilir. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde dava açmak zorundadır; bu süre geçirilirse aynı alacak için yeniden ilamsız icra yoluyla takip yapılamaz (İİK m.67/1).
Davanın açılacağı mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir: kira alacaklarında sulh hukuk mahkemesi, işçilik alacaklarında iş mahkemesi, ticari nitelikteki para alacaklarında ise asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Görevli mahkemenin hatalı belirlenmesi usul hatasına yol açar.
Ticari para alacaklarına dayanan itirazın iptali davalarında arabuluculuk bir dava şartıdır; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerekir (TTK m.5/A). Aynı şekilde işçilik alacaklarından kaynaklanan itirazın iptali davalarında da bu zorunluluk geçerlidir (7036 sayılı Kanun m.3/1). Arabuluculuk şartı yerine getirilmeden dava açılırsa mahkeme önce bir haftalık kesin süre tanır; başvurulmadığı anlaşılırsa dava usulden reddedilir.
Dava sonucunda borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilirse, borçlu talep üzerine hüküm veya reddedilen miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilir. Alacaklının takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu sonucuna varılırsa bu kez alacaklı aynı oranın altında olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m.67/2).
İtirazın Kaldırılmasının Tercih Edildiği Durumlar
İtirazın kaldırılması, mahkeme dışında icra mahkemesine yapılan bir taleptir ve belirli nitelikteki belgelere dayanılması koşuluna bağlıdır. Takip, imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış borç ikrarını içeren bir senede ya da resmî dairelerin usulüne göre verdiği bir makbuz veya belgeye dayanıyorsa alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir (İİK m.68/1). Bu süre kaçırılırsa aynı alacak için yeniden ilamsız icra yoluyla takip yapılması mümkün değildir.
Takibin dayandığı senet adi yazılı bir senet olup borçlu itirazında imzayı reddetmişse, alacaklı itirazın geçici (muvakkat) kaldırılmasını isteyebilir; bu yol da aynı altı aylık süreye tabidir (İİK m.68/a).
Kira takiplerinde ise borçlunun kira sözleşmesini ve imzasını inkâr etmesi hâlinde alacaklı, yalnızca noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya imzası tasdik edilmiş bir sözleşmeye dayanıyorsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliyeyi isteyebilir (İİK m.269/b). Adi yazılı kira sözleşmesine dayanan alacaklı, sözleşme inkâr edildiğinde bu yolu kullanamaz.
Talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, aynı nedenlerle reddi hâlinde alacaklı, karşı tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m.68).
İtirazı Aşma Sürecinde Avukatın Üstlendiği İş Adımları
İtiraz, alacaklı için bir son nokta değil; sürecin yeniden kurgulanması gereken bir eşiktir. Bu aşamada doğru yolun belirlenmesi, belge niteliğinin doğru değerlendirilmesi ve süre koşullarının eksiksiz karşılanması belirleyicidir.
Belge ve takip dosyasının incelenmesi: Takibe dayanak senedin veya belgenin niteliği, borçlunun itiraz gerekçesi ve itirazın içeriği ayrıntılı olarak değerlendirilir. İmza inkârı mı söz konusu, yoksa borca ilişkin esasa dayalı bir itiraz mı olduğu belirlenir.
Yol belirleme: Belgenin niteliğine ve uyuşmazlığın türüne göre itirazın kesin kaldırılması, geçici kaldırılması veya itirazın iptali davası seçeneklerinden hangisinin uygulanacağı ve hangi mahkemede işlem yapılacağı netleştirilir.
Arabuluculuk değerlendirmesi: Uyuşmazlığın türüne göre (ticari alacak, işçilik alacağı) dava öncesi arabuluculuk şartının gerekip gerekmediği belirlenir ve bu zorunlu adım zamanında tamamlanır.
Sürelerin takibi: Genel haciz yolundaki itirazın iptali için bir yıllık, itirazın kaldırılması taleplerinde altı aylık süreler titizlikle hesaplanır. Süre, itirazın alacaklıya tebliğ tarihinden işlemeye başlar.
Tazminat talebinin değerlendirilmesi: Dava veya talep aşamasında, koşullar elveriyorsa inkâr tazminatı talebinin sürece dahil edilip edilmeyeceği ayrıca değerlendirilir; bu talep kendiliğinden değil, ilgili tarafın istemi üzerine gündeme gelir.
Duruşma ve süreç takibi: Dosya, itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması talebi aşamalarında usul kurallarına uygun biçimde takip edilir; ilk duruşmadan karara kadar süreç yürütülür.
Borçlu tarafındaki haklarını ve savunma sürecini merak edenler için icra takibinde borçlu hakları ve itiraz ayrıca ele alınmaktadır.
İcra İnkâr Tazminatı İçin Dava Stratejisinin Kurulması
İtirazı aşma sürecinin önemli bir boyutu, haksız itirazın tazminata dönüştürülmesidir. İtirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilmesi hâlinde, borçlu talep üzerine hüküm veya reddedilen miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir. Bu tazminat kendiliğinden hükmedilmez; talep olmadan gerçekleşmez ve asgari oran kanunda belirlenmiş olmakla birlikte takdire bağlı bir üst sınır söz konusudur (İİK m.67/2).
İtirazın kaldırılması talebinin kabulü hâlinde de benzer bir tazminat mekanizması işler; talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulüyle borçlu, yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir (İİK m.68). Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ise itirazın esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde alacaklı, reddedilmesi hâlinde borçlu, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir (İİK m.169/a).
Tazminat talebinin dava dilekçesine veya talep aşamasına doğru biçimde dahil edilmesi, bu hakkın korunması açısından belirleyicidir. Talepten bağımsız olarak tazminata hükmedilemeyeceğinden, strateji başından kurulmalıdır.
İcra takibine itirazın aşılması, alacak tahsiline giden süreçte kritik bir eşik oluşturur. Antalya’da bu tür uyuşmazlıklarda Antalya İcra Hukuku Avukatı sayfasından genel icra hukuku hizmetlerine ulaşabilir, sürecinize ilişkin hukuki değerlendirme için Av. Arif Çakır ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; özellikle süreler ve başvuru koşulları zaman içinde değişebileceğinden, kesin bilgi ve kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Sık Sorulan Sorular
Borçlu ödeme emrine itiraz ederse icra takibi tamamen iptal mi olur?
Hayır, itiraz takibi durdurur; iptal etmez. Süresi içinde yapılan itiraz üzerine takip kendiliğinden durur ve alacaklı tahsilata devam edemez; ancak takip dosyası kapanmaz. Alacaklı, itirazın iptali davası açarak veya itirazın kaldırılmasını talep ederek takibi yeniden işletebilir (İİK m.66).
İtirazın iptali davasını açmak için ne kadar süre var?
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasını açmak zorundadır. Bu süre geçirilirse aynı alacak için bir daha ilamsız icra yoluyla takip yapılamaz; ancak genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır (İİK m.67/1 ve m.67/5).
İtirazın kaldırılması hangi belgelerle istenebilir?
İtirazın kesin kaldırılması; imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış borç ikrarını içeren bir senet veya resmî dairelerin usulüne göre verdiği makbuz ya da belgeye dayanılması hâlinde istenebilir. Kira takiplerinde ise borçlu sözleşmeyi inkâr etmişse yalnızca noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya imzası tasdik edilmiş sözleşmeye dayanan alacaklı bu yola başvurabilir. Adi yazılı belgeler, sözleşme inkâr edildiğinde itirazın kesin kaldırılmasına yetmez (İİK m.68/1, m.269/b).
İtirazı aşma davasında avukat tutmak zorunlu mu?
Yasal olarak zorunluluk bulunmamaktadır; ancak itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması talebi, görevli mahkeme belirleme, arabuluculuk şartı, süre hesabı ve tazminat talebi gibi birbiriyle bağlantılı usul kurallarını içermektedir. Süre veya belge koşulundaki bir hata telafisi güç sonuçlara yol açabildiğinden, bu sürecin bir avukatla yürütülmesi uygulamada belirleyici fark yaratır.
Tüm hizmet alanlarımız ve iletişim bilgileri için Antalya’da Avukat sayfamıza göz atabilirsiniz.

























