İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Fark

İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Fark
İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Fark
Kategori : Makaleler

Borçlu, ilamsız icra takibine itiraz ettiğinde alacaklının önünde iki ayrı hukuki yol açılır: mahkemede itirazın iptali davası açmak ya da icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmek. Bu iki yol aynı sonuca — itirazın geçersiz sayılıp takibin devam etmesine — hizmet etse de başvuru koşulları, yetkili mercii, ispat yükü ve süreç dinamikleri bakımından birbirinden temelden ayrılır. Hangi yolun seçileceği büyük ölçüde alacaklının elindeki belgenin niteliğine bağlıdır.

İki Yolu Ayıran Temel Ölçüt: Elinizdeki Belge

Ayrımın özü belgedir. İtirazın kaldırılması yolu, yalnızca kanunun öngördüğü belirli belgelere dayanıldığında açık olan bir icra mahkemesi prosedürüdür; itirazın iptali davası ise herhangi bir belge kısıtı olmaksızın, genel hükümlere göre yargılama yapılmasını sağlar.

İtirazın kaldırılması için elinizdeki belge şu niteliklerden birini taşımalıdır: imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış borç ikrarı içeren bir senet, resmî dairelerin usulüne uygun düzenlediği makbuz veya belge. Bu koşullar İİK m.68/1 kapsamında tanımlanmıştır. Adi yazılı bir sözleşme ya da sıradan bir banka dekontu bu yol için yeterli değildir.

İtirazın iptali davası içinse böyle bir belge şartı yoktur. Alacaklı, dayandığı hakkı genel ispat kuralları çerçevesinde her türlü delille kanıtlayabilir. Ancak bu kez tarafın başvuracağı yer icra mahkemesi değil, uyuşmazlığın niteliğine göre görevli genel mahkemedir.

Kira takiplerinde ayrı bir düzenleme geçerlidir: borçlu kira sözleşmesini ve imzasını tamamen reddederse alacaklı, ancak noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya imzası tasdik edilmiş bir sözleşmeye dayanıyorsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliyeyi isteyebilir (İİK m.269/b). Adi yazılı bir kira belgesiyle bu yola başvurulamaz.

İtirazın İptali Davasının İşleyişi ve Görevli Mahkeme

İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılması gereken bir alacak davasıdır (İİK m.67/1). Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılırsa aynı alacak için yeniden ilamsız icra yoluyla takip yapılamamakla birlikte, genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır (İİK m.67/5).

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın türüne göre değişir. Kira alacağından doğan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m.4/1-a). Ticari alacaklarda asliye ticaret mahkemesi, işçilik alacaklarında iş mahkemesi yetkilidir. “İtirazın iptali davası her zaman asliye hukuk mahkemesinde açılır” biçimindeki yaygın yanılgı doğru değildir; doğru mahkeme uyuşmazlığın esasına göre belirlenir.

Arabuluculuk ön şartı konusunda iki farklı kural işler. Konusu bir miktar para olan ticari alacaklarda — itirazın iptali davaları dahil — dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK m.5/A). İşçi veya işveren alacaklarında da aynı zorunluluk geçerlidir; 7036 sayılı Kanun m.3/1, itirazın iptali davalarını açıkça kapsamına almaktadır. Kira uyuşmazlıklarında ise sulh hukuk mahkemelerinde görülen kira alacağı davaları bakımından arabuluculuk dava şartına ilişkin genel usul HUAK m.18/A çerçevesinde uygulanır; son tutanak dava dilekçesine eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir, hiç başvurulmadan dava açılmışsa dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Davanın sonucunda borçlunun itirazı haksız bulunursa, borçlu talep üzerine reddedilen miktarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir; alacaklının takibinin haksız ve kötü niyetli olduğuna karar verilirse bu kez alacaklı aynı oranda tazminat yükümlülüğüyle karşılaşır (İİK m.67/2). Tazminata hükmedilmesi için tarafın talep etmesi şarttır; mahkeme talep olmaksızın kendiliğinden hükmedemez.

İtirazın Kaldırılmasının İşleyişi ve İİK Belge Şartı

İtirazın kaldırılması, icra mahkemesine yapılan ve duruşmalı yargılama yerine belge incelemesine dayanan hızlandırılmış bir prosedürdür. Süreç bakımından itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde talep sunulması gerekir (İİK m.68/1). Bu süre içinde başvurulmazsa aynı alacak için yeniden ilamsız icra yoluyla takip yapılamaz.

Kesin kaldırma (İİK m.68) ile geçici kaldırma (İİK m.68/a) arasında temel bir ayrım bulunur. Kesin kaldırma, borçlunun imzayı ikrar etmesi ya da senedin noterlikçe onaylı olması durumunda geçerlidir; imza ikrar edilmiş olduğundan mahkeme itirazı doğrudan inceler. Geçici kaldırma ise adi senet söz konusu olduğunda ve borçlu itirazında imzayı reddettiğinde devreye girer; icra mahkemesi imza incelemesi yaptıktan sonra geçici kaldırma kararı verebilir (İİK m.68/a).

Kira takiplerinde borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini öne sürüyorsa, bunu noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış bir belge ya da alacaklının ikrar ettiği bir makbuzla kanıtlaması gerekir (İİK m.269/c). Sıradan bir ödeme belgesi bu itirazı ispat için yeterli görülmeyebilir.

Tazminat hükmü burada da geçerlidir: itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, aynı nedenlerle reddi hâlinde alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m.68).

Hangi Durumda Hangi Yolu Seçmek Daha Avantajlı?

Seçim, salt belge varlığına değil; hız, ispat yükü ve stratejik risk dengesine göre yapılır.

İtirazın kaldırılması yolu, elinde uygun belge olan alacaklı için genel olarak daha hızlı sonuç verir. İcra mahkemesi duruşma sayısı ve süresi bakımından daha kısa bir prosedür işletir; ayrıca yargılama süreci boyunca taraflar kural olarak yeni delil sunamaz, değerlendirme mevcut belgeyle sınırlı kalır. Bu özellik süreci öngörülebilir kılar, ancak belge yetersizse talebin reddiyle de sonuçlanabilir.

İtirazın iptali davası, elinde yeterli nitelikte belge bulunmayan alacaklılar için fiilen tek yoldur. Yargılama tanık dahil her türlü delile açıktır; ispat yükü alacaklıya aittir ve dava, uyuşmazlığın karmaşıklığına göre daha uzun sürebilir. Öte yandan görevli mahkemenin doğru belirlenmesi ve varsa arabuluculuk ön şartının tamamlanmış olması, davanın usulden reddedilmemesi için kritik öneme sahiptir.

Her iki yolun birden açık olduğu durumlarda ise süre riski belirleyici olur. İtirazın kaldırılması için altı aylık süre dolduğunda ya da talep reddedildiğinde, bir yıllık itirazın iptali süresi henüz dolmamışsa mahkeme yoluna geçilebilir. Bu iç içe geçmiş sürelerin takibi ve yanlış yol seçiminin doğurduğu usul sonuçları, Antalya İcra Takibine İtiraz Avukatı sayfasında dava stratejisi boyutuyla ele alınmaktadır. Borçlunun itirazı nasıl yapacağı ve itiraz süreci ise ayrıca ödeme emrine itiraz başlığı altında incelenmektedir.

İcra takibinde itiraz sonrası doğru yolun belirlenmesi ve sürelerin kaçırılmaması, Antalya İcra Hukuku Avukatı desteğiyle sürecin sağlıklı yürütülmesine doğrudan katkı sağlar.

İtirazın kaldırılması için elimde senet olması şart mı?

Senet tek seçenek değildir; ancak belge niteliği belirleyicidir. İtirazın kesin kaldırılması (İİK m.68/1) için takibin dayandığı belgenin imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış bir borç ikrarı içermesi ya da resmî dairelerin usulüne uygun düzenlediği bir makbuz olması gerekir. Borçlu imzayı tamamen reddediyorsa bu kez adi senetle ancak geçici kaldırma (İİK m.68/a) yoluna gidilebilir. Adi yazılı bir sözleşme veya sıradan dekont bu talep için yeterli değildir.

İtirazın iptali davasını yanlış mahkemede açarsam ne olur?

Görevsiz mahkemede açılan dava usul kuralları çerçevesinde görevsizlik kararıyla sonuçlanabilir; dosya görevli mahkemeye gönderilir. Ancak bu süreç, bir yıllık itirazın iptali süresinin (İİK m.67/1) dolmasına yakın açılan davalarda hak kaybı riskini artırabilir. Ticari alacaklarda arabuluculuk ön şartı tamamlanmadan dava açılmışsa mahkeme, usulden ret kararı vermeden önce eksiklik için süre tanır; hiç başvurulmamışsa dava dava şartı yokluğundan reddedilebilir. Bu nedenle görevli mahkemenin uyuşmazlığın niteliğine göre (kira → sulh, ticari → asliye ticaret, işçilik → iş mahkemesi) doğru belirlenmesi önemlidir.

İtirazın kaldırılması reddedilirse itirazın iptali davası açabilir miyim?

Evet, mümkündür; ancak süre koşulunun sağlanması gerekir. İtirazın kaldırılması talebinin reddedilmesi, itirazın iptali davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. İtirazın iptali için öngörülen bir yıllık süre (İİK m.67/1) itirazın tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Bu süre dolmamışsa red kararı sonrasında mahkeme yoluna geçilebilir. İtirazın kaldırılması süresini (altı ay) de kaçırmış olan alacaklı içinse, bir yıllık itirazın iptali süresi henüz dolmamışsa dava hakkı saklıdır; süre geçmişse genel hükümlere göre alacak davası yolu açık kalmaktadır (İİK m.67/5).

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; özellikle süreler ve başvuru koşulları zaman içinde değişebileceğinden, kesin bilgi ve kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Manavgat Ceza Avukatı
Manavgat Ceza Avukatı

Manavgat Ceza Avukatı

Manavgat’ta bir ceza soruşturması veya davası başladığında, sürecin ilk aşamasından…
Serik Ceza Avukatı
Serik Ceza Avukatı

Serik Ceza Avukatı

Serik’te bir ceza soruşturması ya da kovuşturmayla yüz yüze gelmek,…